| |
May 09
İftiralar savuruyorum kendime, bağırıyorum, dağılıyorum, ölüm ve ayrılığa dair ne kadar kelime varsa ezberliyorum bir bir. Savunamam ki yalanları ki biri de seni çok sevdiğim, özlemim, Muhammedim…
Bend olmuş gözlerini çekme gözlerimden. Küçük bir çocuğum daha ama aklım kocaman, seni sevecek kadar büyük bir de yüreğim ve size sen diyecek kadar ahmak… ama işte seviyorum napim, küçük bir çocuğum ben daha, hoşgör beni, emi… özlemim, Muhammedim…
Duyuyor musun kalp atışlarımı, sorulur mu bu şimdi, duymaz mısın, duyarsın elbet ve bilirsin nasıl yandığını yüreğimin. ALevlerin nasıl yaktığını ve ne kadar varlığı kül ettiğini ta ki sana erişip boyun bükene dek…
Neden geldim sana, aklımda neler vardı. Şikayetler, mektuplar, selamlar getirecektim, herkese söz vermiştim ama unuttum işte hepsini, ne önemi var ki, seninleyim artık, senleyim, size sen diyecek kadar da ahmağım ama daha yedi yaşındayım ve napim hoşgör, çünki seni seviyorum, özlemim, Muhammedim…
Ah rüyaymış, ah hayalmiş hepsi, seni gördüğüm, seninle konuştuğum ve sesini duyduğum… Seni sevdiğimden, sana olan özlemimden başka herşey… yalan… mış…
Deniz kilididir hasretim… ki kilitliyor gelip geçen her gemiyi her vesaiti, bir umut seni bana götürür mü diye sormak için küçücük yürekten uzanan kocaman zincirlerle. Ağlamak getirir mi seni bana, gülmek götürür mü ki beni sana. Her şeyi denedim, bazen günlerce ağladım, bazen günlerce gülümsedim, bir mucid heyecanı ile bütün şikelerimi, bütün hünerlerimi, bütün dikkatimi verdim sadece ama sadece sana gelmek ya da seni getirmek için… olmadı… beceremedim…
Yaşadığım her gün mahvediyor beni. Korkum o ki sevgimi mahvetmesin, dileğim o ki beni sensiz komasın büyüdüğüm her saat. Küçük kalayım, size sen diyecek kadar ahmak kalayım ama bitmesin, gitmesin bu sevgim, bu sevgin…
Özledim neredesin, beni de al, ya da bana gel, isminle isimlendiğim, özlemim Muhammedim…
Muhammed YILDIZ
Düşünce İklimi
( ALeyhi Salatu ve Selam… )
May 07

Karanlık yazılar bile bıktı benden. Heyelanlar savuruyor yüreğimi bir o yana bir hiç bir yana.
Sarılmayı, unutmayı, özlemeyi özledim. Ama, ama ağlayamıyorum ki ardından kuruttuğun göz çapaklarının… boşver…
HiLaL ve LaLe ‘ye tutunduğum, tutulduğum, tutuştuğum ve tutmaya dair daha ne kadar sözcük varsa hepsine ve hepsi ile bağlandım sana… Ama sen kimsin söylesene, adından başka hiç bir şey bilmiyorum ben, ne resmin ne de cismin var ufkunda düşüncenin. İsmini bilmenin verdiği acı bu sadece. İsmini sevmenin verdiği acı bu…
Bir semazenin boyun büküşüne bağladım bütün umutlarımı. Aşk ile şekilleniyor bütün dertlerim. Aşk ile söyleşiyor… Bırakma beni dert, bırakma beni hüzün, bırakma elimde ve elime bırakılmış ne kadar hayatta kalmış varsa, bırakma bizi…
İğne deliğine talim iplik gibi hazırım itaat etmeye, ne kadar ince olursa olsun düşler, kırmadan, incitmeden, incinmeme rağmen tek of çekmeden taşımaya bütün gayretini düşüncenin…
Ama ben, ben isminden başka hiç bir şey bilmiyorum. Sadece isminin, ismini bilmenin verdiği acı bu. Aşk tefeliyorum. Bir verip iki alıyorum, iki verip üç alıyorum her borcu olana, her borçlu kalana. Her defasında daha bi çoğalıyor sözlerim. Her defasında daha bir içine kapanıyor aşka dair bütün söylemim.
Kapat gözünü , kapat bu defteri, say ki yazmadım hiç bir şey. Ama gizli bakışlarımı görmemezlikten gel. Her gece buraya yazmasam da siyah deftere karaladığım şiirleri görmemezlikten gel ne olur. Ne edeyim hepsi ama hepsi sadece isminin, ismini bilmenin verdiği acı, ismini sevmenin verdiği acı …
Muhammed YILDIZ
Düşünce İklimi
Mar 26

Fikirleri heba ediyorum. Bütün şiirler tek tek düşüyor ellerimden. Son sözün var mı diyor celladı mektuplarımın. Yağmur diyorum, yağmuru istiyorum nedense. Kırık kalemlerden bozuk şiirler çiziyorum. Hayallerin ortasına balyoz olup inecek gibi satırlarım. Bir kaç düşü de beraberinde yakacak belki de. Tam ortasındayken bir şiirin düşecek elimden kalem de, düşeceğim yere kalemimle birlikte ben de…
Ayrılık vizesini aldım son bakışlarından. Göç ediyorum gözlerinden bilmem nereye. Peksimetimi hazırlıyorum şu anda. İçine kokundan koydum, bir tutamda saçlarından. Sensizliğin hükmettiği bir tek düş hakim midir ki kainatında düşüncenin. Hiç bir şey bilmiyorum. Sadece bir göç benimkisi, gözlerinden bilmem nereye…
Sislerin hükmettiği aydınlık haritalar var ellerimde. Yola çıktım gidiyorum. Hiç bir şey bilmiyorum. Sadece bir göç benimkisi, gözlerinden bilmem nereye…
Muhammed YILDIZ
Düşünce İklimi
Mar 18
I am a black flower bossomed in a harsh storm
Rounded by the walls constructed with pains
Served to atrocious life like a food served to prisoners
Made contracts with satan over the control of my life
Lost all I had along with the little happiness you granted me
Earned nothing that no one would ever wanted to have
And gave all that everyone dreamed of having for one moment…
Me ? A black flower bossomed in a harsh storm
The last word of a crippled boy, with blackish dreams
A home, a garden and a wife in the hands of freedom
Free of opression, sorrow, pain and yearning to my home
Moving the whole bulk of the volcanos and hot
Spreading fires and burning every dream that come closer
Me ?
A black flower bossomed in a harsh storm
I am a black flower…
Muhammed YILDIZ
Thought of Season
Mar 12

Kömürler şiir gibi yanıyordu. Karanlığı arıyorduk artık. Aydınlığı istemiyordu hiç kimse. Soğuğu arıyorduk, sıcağa lanet okuyordu dudaklarımız. Belayı arıyorduk, mutluluğa gebe olmaktan bıkmıştı herkes. Yanlışlığı sürçeliyordu yüreklerimiz, siyaha bulanmıştık. Yanlıştık, yanmıştık…
Sokaklarda ellerimizde taşlar hakikatı taşlıyorduk. Molotoflarla aydınlanıyordu gecelerimiz. Kimse sevgi nedir bilmiyordu, kimse tutmuyordu kimsenin elini ve sarılmamıştı kendini bildi bileli kimse kimseye. Kimseydik hem de hiçkimse…
Oysa dünyanın avuçlarımızda döndüğünü sanırdık. Küçük göllere tatlı suyu, koca denizlere tuzu biz dökmüştük sanki. Bütün insanlığa kindar, herkese nefretle bakıyor ve bir kıvılcım bekliyorduk ortalığı ayağa kaldırmak için.
Kömürler şiir gibi yanıyordu. Karanlığı arıyorduk artık. Aydınlığı istemiyordu hiç kimse. Soğuğu arıyorduk, sıcağa lanet okuyordu dudaklarımız. Belayı arıyorduk, mutluluğa gebe olmaktan bıkmıştı herkes. Yanlışlığı sürçeliyordu yüreklerimiz, siyaha bulanmıştık. Yanlıştık, yanmıştık, Kömürler şiir gibi yanıyordu…
Muhammed YILDIZ
Düşünce İklimi
Mar 08
Gözyaşı Gül mevsiminde Yabangülü için akarsa aşk olur adı;
Sevgiyi damıtır en derin yerinden.Suçlardan sonra tenha gecelerde
Akarsa tevbedir tadı;Gönülleri arıtır en kara kirinden.
Madem ki gözyaşı bir kutlu demdir,elbette gözyaşı akıtanlar ne erdemlidir.
Ey gözyaşım yabanlara gönderdiğimsin hem akın akın,hem canımı
verdiğimsin uzak yakın.Tekrar geri geleceğin ümidiyle yolları silip
süpürmek için akıttım seni tenhalarda.
Ey gözyaşım senden uzak hasretin hüzzamlarını öğrendik kucak kucak,
aşkın nihavent saltanatını arar olduk köşe bucak.
Gel ey sevgili gözyaşım bir huzmecik bahş eyle asî ve âciz uftadene,umut ve peykin olmaya Teşne kem zerrene,aşkları unutan bendene aşkları unutturma.
Her şey sen olsun bu dünyada ve olmasın sen olmayan dünyada.
Ey gözyaşım bilirim senden vefalısı olmadı bana arkadaş
Seni bekliyorum bulutuna sadık yağmurlar gibi gel ve kadim bir dostu uğurlar gibi git.
Ey gözyaşım eskimiş süngüleriyle bozguna uğramış nizam-ı cedid taburları gibiyim şimdi.
Kalbimin çarşıları yıkımlar görüyor,zelzeleler yığıldı üstüme tabaka tabaka.
Düdükler kötü hakemlerin elinde mağlubiyet alın yazısınca çoğalmada.
Bir aşkın ve hicranın habercisi olduğunda bile seni terk etmedim, çünkü beni
O depremlerden yine sen kurtardın ey vefalı sırdaşım
Hiç kopya çekilmeyen bir hayat sınavı olan aşk rüzgarında bana sırdaş,arkadaş can oldun.
Basamakların çıkamadığı yere kanatlanıp çıkardın beni
Kâh Züleyha’nın Yusuf’a gülümsemesi Kâh süleymanın Belkıs’ı çağıran sesi oldun.
Ama en önemlisi bana yabangüllerini sevdirdin.
İnciyi görmek dalgıcı sevindirir;ancak sevgide ve yakarışta cimri olmayalım bari gel ey gözyaşlarım…
Abdullah Demir/Düşünce İklimi
Mar 06

Bir ıslaklık var yanağımda, galiba ağlıyorum. Düşlerime emsali hiç yaşanmamış düşünceler hakim. O düşüncelerde ise sen. Sense şimdi filistinin bağrındasın yetimim. Annen annemizdi oysa, baban babamızdı. Bu küçük yalanlara artık tahammül edemiyorsun görüyorum ve biliyorum bana inanmadığını da. Ama yemin ederim ki bir ıslaklık var yanağımda, galiba çocuk, galiba ağlıyorum.
Gözlerimden çekme gözlerini ne olur. Darılma sakın küsme bana. Sakın hakkımı helal etmiyorum deme bana. Seni seviyorum ve söz veriyorum sana ilk fırsatta geleceğim yanına. İlk fırsatta elindeki taşı alıp ben atacağım küfrün kalbine. İlk fırsatta söz çocuk. Şimdi hüzün çöktü düşlerime düşlerinden. Şimdi bir ıslaklık var yanağımda, galiba ağlıyorum.
Hadi kalk ne olur, gözlerini çekme gözlerimden, darılma sakın küsme bana, yemin ediyorum ki seni seviyorum. Şimdi dönme bana arkanı ne olur. Çünkü bir ıslaklık var yanağımda, galiba çocuk, galiba ağlıyorum…
Muhammed YILDIZ
Düşünce İklimi
Mar 04
Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya Peygamber sözlerinden
(s.karakoç)Yüreğine kilit vuranlar, vefalarla yıkanmış aşklarında ölümsüzlüğün iksirini içip kapılarını araladılar geceye.. Gecenin efsunlu karanlığında Aydan yakamoz bekleyen aşıklar,Cebeci durağında sevda yağmurlarıyla ıslandılar.Gün geceye döküldü,şehir nefeslendi bizde yorgunluk çaylarını içtik gecenin. Cebecinin yamaçlarına dökülmüş şehrin hüzünlü ışıkları.Mehtap yakamoz ısmarlamış beyaz minareden gözlerime ..Cebecide gece sakin,gece dingin,gece birbaşka güzel..Gezintiye çıkıyorum hayalimin sınırlarında,cebecinin mütevazi bir şark köşesi odasında. Bitmeyen hayaller canlandırıyorum canevimde.Ve bakışların takılıyor gözlerime,yangınımın külünü yeniden alevlendiriyor Yusuf yüzündeki Yakup gözlerin…
Züleyha’ya, Şirin’e, Aslı’ya adadığımız yüreklerimiz vardır. Suretten sıyrılarak ötelerde aradığımız bir yar vardır heyulada. Yarin adının yanına afişlemek istediğimiz adlarımız vardır son duraklarda… Gönül toprağıma atmayı bilemedim Mecnun misali aşk iksirini. Nadasa bırakılmış yüreğime bir Leyla tohumu düşmedi Üstadım.Gözlerimiz “Cennet gözlüm” dediğimiz ve yarım kalmış yanlarımızı tamamlayan sevgiliyi alıp ta yanına:
“Sen ey cenneti müjdeleyen sevgili, Sevgilim!” deyip düşüpte peşine, tutupta gömleğinden yırtmadı hiç Züleyha misali,aramadı hiç gecenin ve gündüzün Leylasını?
Seni ilk gördüğüm günün üzerinden onca seneler geçmesine rağmen hala o gözlerine bakamıyorum. Biliyorum sen acizliğimi yüzüme vurmazsın;ama eğer bakarsam gözlerine senin yanında ne kadar küçük biri olduğumu,senin anlatmaya çalıştığın dava yanında benim hiçbirşey yapmadığımı görüp üzüleceksin diye korkuyorum..”Milletimin imanını selamette görürsem cehennem alevlerinde yanmaya razıyım” diyecek kadar gözü pek bir yiğittin.Kimi zaman yazdığın eserlerden pasajlar okuyorum.Seninde yazdığın gibi önce kendi nefsime diyerek başlıyorum,ama kelimeler boğazıma düğümleniyor,o kadar mahçup oluyorumki,sanki gözlerin bana:Söylediklerini yürekten ve hissederek mi? söylüyorsun,yoksa çevrendekileri etkilemek için mi? diyor.Utanıyorum,kahroluyorum ve ne olur gözlerime bakma üstadım diyorum… Ve birde vefa gözyaşlarıŞair:“İçimde İbrahim’i yakan ateşler var Fıratın suyu az gelir“diyor.Himmeti milleti olan senin gibi bir millet için yakılan bu ateşlere Fırat’ın suyu az gelse de,üç damla vefa gözyaşı kafi gelir..o yaşları dökemediğim için gözlerime bakma üstadım ne olur….
Abdullah DEMİR
Düşünce İklimi
Şub 02

Sabrımı hücrelemiş, utancımı bestelemişsin ey Çocuk. Gazze duvarında asılı umutların, kelepcelenmiş ellerinle gözü yaşlı bir babanın son heceleri ; Çocuk…
Kendi vatanında esareti ezberletmişler sana. Bir elinde sapan, bir elinde taş, etrafını sarıp dikenli duvarlarla, yarınlarını almışlar ellerinden çocuk, yarınlarını siyonist düşüncenin bekçisi vahşi hayvanlar kapışmış azı dişleri ile. Burada sadece yazmak için varolmanın beni kahrettiğini sana nasıl ispatlayabilirim bilmiyorum. Nasıl yanında olmak istediğimi, kaç dünyevi tadın seni düşündüğüm an kursağımda düğümlendiğini, bilmem kaç hevesin iki hecede nasıl bittiğini ; Çocuk…
Kudus gibi düşlerim artık. Karanlığa mutat ama umuda gebe. Seni senden çalmak, senin yerinde olmak isterim Çocuk. Sen gel bende yaşa, bende seni yaşayayım. Sapanını değiş bütün varlığımla. Filistinin dikenli tellerini, Gazzenin aşılmaz duvarlarını değiş evimle ; Çocuk…
Kanıyorum, ağlıyorum ve artık bir tebessüm kadar panzehir istiyorum gözlerinden, bir tebessüm kadar panzehir gözlerinden ; Çocuk…
Uzun zaman oldu bahar mevsimini terkedeli Düşünce ikliminde. Burada her gün kar yağıyor. Burada her gün fırtına. Sen olmayı özledik. Senle olmayı ve seni senle olduğumuza gerçekten inandırmayı ; Çocuk…
Sabrımı hücrelemiş, utancımı bestelemişsin. Gazze duvarında asılı umutların, kelepcelenmiş ellerinle gözü yaşlı bir babanın son heceleri ; Çocuk…
Muhammed YILDIZ
Düşünce İklimi
Oca 10
Özür dilerim efendim. Size yazamadığım için, yazdığım için, sizi her an düşünemediğim için, aklımdan hiç çıkmadığınız için, sizi yeterince sevemediğim için ve sizi çok sevdiğim için özür dilerim efendim…
Kalemi titreten varlığınız aksetmiş parmaklarıma. Biraz terlemişim. Hüznü çökmüş güçsüzlüğümün yüreğime, düşmüşüm taşımak isterken sevginizi bu küçücük bedende. Sonra ağlamışım biraz. Biraz ki göz çapaklarım yapışmış birbirine. Utanmışım sonra laiki ile dökemediğim gözyaşlarımı hissederken yanaklarımda. Susmuşum ve düşmüşüm, susmuşum ve çökmüşüm, susmuşum ve göçmüşüm bu düşünce ikliminde yaz mevsiminden kaskatı bir kışa doğru… Özür dilerim efendim…
Bir dağ görünce yapayalnız ben gibi. Uhudda titriyorum sanki, uhud olup titriyorum sanki efendim. Biraz kaybetmişliğin biraz yenilginin hüznü, Hamzayı ele veren cesareti kaybedip, vahşinin pişmanlığına bürünüyor gözlerim. Ve okçuların nedametini bir an olsun eksik etmiyor düşüncelerim. Beni terkeden okçuların itaatten yoksun bütün sezlerini atmaya çalışsamda benden, şu sensizlik var ya, şu sensizlik set oluyor önüme bırakmıyor beni ne kıpırdayayım , ne de gideyim bu düşünce ikliminden başka hiç bir yere… Özür dilerim efendim…
Milyarlarca kalp atışından sadece bir tanesi ve sana yazılan en değersiz hislerin sınırları zorladığı en ölümcül an benimkisi. Yazmasam düşerim. Yazsam deprem olur bir bir yıkılır bendeki düşüncelerim. Hiç biri cesaret edemez sana yazılan cümle olmaya. Hiç biri laik görmez kendini sana yazılan, sevgine eş, sana değer bir kelam olarak bu düşünce ikliminde ebeden kalmaya ve ölür, ölür hepsi utancından. Özür diler ve ölür… Özür dilerim efendim…
Bardağı avuçlayan bir devin ellerindeyim şimdi. O bardak gibi çatlamak üzere, o bardak gibi dökülmek üzere parça parça toprağa. Siliyorum bütün gözyaşlarını yüreğimin. Avuçlandım, hissediyorum, ellerindeyim şimdi bende o koca devin. Sıkıyor beni, her tarafım birbirine girmiş sanki, parçalanıyorum, hissediyorum, galiba efendim, galiba ağlıyorum. Zincirler koptu, bedenim eriyor, aşık çağırırda durur mu hiç mâşuk burda, geliyorum efendim. Geciktim, özür dilerim, geliyorum, özür dilerim efendim…
Muhammed YILDIZ
Düşünce İklimi
|
|
Son Yorumlar